üniverste mi? gercekten gerekli mi? bölüm II

Nerde kalmıştık? evet akmerkezdeki ilk işim.

okul kantininden bir görüntü. :)

Okul kantininde çalışırken, saatine 20.000 tl alıyordum, 5 saat çalışıp 100.000 tl kazanıyordum.
Çok gibi geliyor di mi? 1994 yılında dolar kaç paraydı söyliyeyim de bidaha bir düşünün.
1 usd 1994 Aralık ayında 36.600 TL idi. Yani ben okul kantininde 5 saat çalışarak 2.73 dolar kazanıyordum. Öğle yemeği de yanında bedava idi. Ancak bir hesap yaptım, okulda haftada sadece 25 saat çalışabiliyordum. Ama akmerkezde sabah gidiyordum, öğlene kadar, sonra okul çıkışı gece 22:00 ye kadar, haftasonları ise sabah 10:00 - akşam 22:00 böylelikle haftada 60 saat çalışabiliyordum. Okul kantininden daha az para veriyorlardı, 20.000 değil 17.500 alıyordum, ama totalde daha fazla paraya denk geliyordu :)
Patronlar iki bayandı, Bayan Louisa ve Dora. Onların yanında öğrendiklerimi Harvard Business school da öğrenemezsiniz. Hani mağzalara gidip raftan cart curt çektiğiniz o kazaklar, o penyeler, o gömlekler var ya, hani sonra almadan tezgaha atıp çıktığınız :) onların hepsi biz tezgahtarlar tarafından şablonlanıyor, katlamak için ilk başlarda dikdörtgen bir sert pleksi veya plastik malzeme kullanılır, ustalaştıkça gerek kalmaz göz kararı yaparsın. Bir rafı toparlarsın, patron beğenmez, haydaaa indir hepsini baştan. O yüzden ben bir mağzaya girdiğimde, raftan seçmek yerine açıkta olanlardan bakmayı tercih ederim hala :))

Bakın size birkaç tiyo, iyi bir tezgahtar asla kıyafeti tutup havaya kaldırıp size göstermez, çünkü ya sizin gözünüze çok büyük, ya da çok küçük gelir. İşte bu yüzden buruşturup tezgaha bırakırlar. Sizin ilgilendiğinizi farkederlerse, hooop hemen kontrast renkte bir alt veya bir üst çıkartırlar. (zara mango değil, çocuk kıyafetleri satan biyer burası) Yaşlı bir teyze gelir mesela, evladım torunumun doğum günü der, hooop adını, yaşını sorarsın, çıkartırsın sezona göre renkli bişiiler, hemen altına bişey, gerekirse ayakkabı veya aksesuar.

Neyse, sabahtan S cafe nin ordaki tuvaletlerde paspas kovası doldurulur, temizlik, sonra şablonlama, Mert okula geri gider, derslere girer, akşamüstü ders çıkışı 17:00 de tekrar akmerkez 22:00 de akmerkez kapanır, anca 22:30 da çıkarsın, yakalarsan 559 taksim - rumelihisarüstü, kaçırırsan tabanvay yurda geri dönersin :)

Akmerkezin alt katında doğubankçıların orda arka pasaj gibi olan yerde centrum adında bir bilgisayarcı vardı. Eleman arıyorlardı. Babam sağolsun ilkokul 3. sınıfan beri bilgisayarlarla haşır neşir olduğum için, önce eski iş yerimden izin aldım, sonra da çok severek başvurdum. Patron Gökhan bey gel başla dedi ve İstanbul'daki ilk bilgisayar işine girişmiş oldum. Tamiratlar, bakım, temizlik, satış, kurulum ne iş olsa yapıyordum. Bigün şöyle bişey oldu :) içeriye bir bey girdi, yanında da ortaokula giden oğlu var, "bilgisayar dersi veriyor musunuz?" dedi. Bizim aksi patron "yok yok" dedi. Neyse aradan zaman geçti, ben tuvalete gittim, tesadüf o ya tuvalet koridorunda aynı bey, beni hatırlamış olacak, "peki sen ders verir misin?" dedi. Bende gayet mutlu bir şekilde "olur" dedim. Bana oğlu için ders işi vereren bu nazik beye çok şeyler borçluyum. Tekrar teşekkürler Erol Bey, tekrar teşekkürler İlker :))

İşten arta kalan zamanlarımda, akmerkezden Ulus parkının ordaki Çamlıtepe sitesine kadar yürüyor, İlker ile dersimizi yapıyor, sağolsunlar nispeten iyi de para kazanıyordum. Beni hem sevmiş, hem benden memnun kalmış olacaklar ki, başka arkadaşlarına da tavsiye ettiler. Böyle böyle 1 kişi 3-5 kişiye tavsiye edince, öğrenci porföyüm katlanarak büyümeye başladı.

üniversite gerekli mi diye yazıya başladım, otobiyografiye dönüşüyor :) hay allahım ne dağınık bir adamım, ben... neyse devamı var.. azz sonraaaa....

0 comments:

Post a Comment

 
Copyright 2009 bigün şöyle bişey oldu. Powered by Blogger
Blogger Templates created by Deluxe Templates
Wordpress by Wpthemescreator